İSTANBUL

Türk bilim adamı Profesör Cemal Pulak, geçtiğimiz günlerde düzenlenen bir sempozyumda Türkiye’nin su altı arkeoloji haritasının çıkarılması için çalışmalar yapıldığını duyurmuş ve yağma riski nedeniyle bilgilerin açık bir şekilde paylaşılamayacağını söylemişti.
16-17 Haziran tarihlerinde Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nde (ANAMED) düzenlenen Uluslararası Mustafa V. Koç Sualtı Arkeolojisi Sempozyumu’nda konuşan Pulak, Türk sualtı arkeolojisindeki gelişmeler hakkında bilgi verdi.
Karada olduğu kadar su altında da hazine avcılarının talanıyla karşı karşıya kaldıklarını belirten Pulak, “Su altında yağma yapmak daha zor olsa da eminiz ki oluyor. Sualtında çıkarılan arkeolojik kalıntıların tek başına bir değeri yoktur. Bu kalıntıların yeri ve bozulmamış hali biz arkeologları bilgilendirmektedir. Bunun dışında trol ağları da arkeolojik batıklara zarar vermektedir. 30-40 yıl önce yığın halinde gördüğümüz batıklar ve amphoralar, bugün trol ağlarının parçalaması nedeniyle yok olmuş durumda. Koylarda turizm faaliyetleri nedeniyle gemi ve teknelerin verdiği büyük zararlar var. Bu nedenle su altı arkeolojik kalıntılarının mümkün olduğunca belgelenmesi ve bilim dünyasına kazandırılması gerekiyor.”
Sualtı arkeolojisi turizminin sakıncaları olabileceğinin altını çizen Pulak, “Türkiye’de bazı kurallara uymak her zaman mümkün olmuyor. Bu aynı zamanda su altı için de geçerlidir. Batıklar dalış turizmine açılırsa yağmaya da açık hale geliyor. Bazıları rehberli dalışların bu talanı engelleyebileceğini söylüyor. Ancak Türkiye’de dalış turizmi yapan gruplar arasında bile büyük bir rekabet var. Bazı gruplar bu enkazları korurken, bazıları da bu kalıntıları bir kazanç olarak görüyor. Bu nedenle batıklar turizme açıldıktan sonra bir kontrol mekanizması kurmak oldukça zordur. Ancak 2. Dünya Savaşı ve sonrasında batan batık gemilerin arkeolojik değeri olmadığı için turizme açılması gerekmektedir. Türkiye’de bunun örnekleri var.”
6. yüzyılda Yenikapı’da bulunan batıklarda tsunami etkisinin görüldüğünü kaydeden Pulak, “İstanbul Yenikapı’da 37 batık kazıldı. Sekiz tanesi üzerinde çalıştık. Bu batıkların tarihi 5. yüzyıldan 10. yüzyıla kadar uzanıyor. 6. yüzyıldan kalma birkaç gemi batığının tsunami etkisinden zarar gördüğü tahmin edilmektedir. Tsunamiler medeniyetleri etkileyebilir.”
Pulak, Akdeniz’de Kaş yakınlarında bulunan ve 14’üncü yüzyılın sonlarına tarihlenen Uluburun Batığı’nda da 1984-1995 yılları arasında kazı yaptıklarını söyledi.
“11 yıldır her yaz bu batığa daldık. Toplamda 25.000 dalış gerçekleştirdik. Bildiğim kadarıyla 11 yıldır aralıksız kazılan en derin batıktı. Şimdi 28 yıl geçti ve on binlerce parçayı bir araya getirmeye devam ediyoruz ve bazı parçaların eksik olduğunu görüyoruz. Bu parçalar yağmalandı mı, yoksa biz mi kaçırdık bilmiyoruz.”