MUĞLA

Mavi yolculuğun en önemli destinasyonlarından biri olan Gökova Körfezi’ndeki Sedir (Kleopatra) adasında 2 bin 600 yıllık arkeolojik kalıntıları gün yüzüne çıkarmak için kazılar başladı.
Kazı bilim danışmanı Prof. kale surları, tiyatro, agora ve kiliselerdir.
Her yıl binlerce yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği Sedir Adası, korunan altın sarısı kumu ve sakin plajıyla biliniyor. Arkeolojik kazılarla, tarihi M.Ö. 6. yüzyıla kadar uzanan adanın kültürel yönünün gösterilmesi amaçlanıyor.
Ada ile kara bağlantısı olmadığı için ulaşım için Ula Akyaka ve Marmaris Çamlı mahallelerinden kalkan günübirlik tekne turları sağlanmaktadır.
Sedir Adası, düzgün kesme taştan yapılmış birçok kule ve sur duvarına, Apollon tapınağına ve yerine inşa edilen kiliselere, iyi korunmuş bir tiyatroya, agoraya ve adayı çevreleyen kıyılarda antik liman kalıntılarına ev sahipliği yapmaktadır. . Kazıların ilk aşamasında, ziyaretçilerin antik yapıları ve sur duvarlarını görebilmeleri için bitkilerin temizlenmesi için çalışma yapılıyor.
Kleopatra Adası olarak da bilinen Sedir (sedir) Adası’nda sedir ağacı bulunmazken adaya zeytin, çalı ve çam ağaçları hakimdir. Adayı çevreleyen kıyı boyunca birçok liman kalıntısına rastlanırken, birinci derece arkeolojik ve birinci derece doğal sit alanı olmasının yanı sıra Özel Çevre Koruma alanıdır.
Sedir Adası, antik kalıntılarla dolu üçlü bir ada grubunun en büyüğüdür. Jeolojik oluşumlarla ortaya çıkan ve koruma altına alınan Kleopatra sahilindeki kum, kireçtaşı damlacıklarından oluşuyor. Bu nadir kumu plajdan çıkarmak yasaktır.
Sedir Adası’nın yabancı arkeologların iddia ettiği gibi Helenistik bir Yunan kenti olmadığını belirten Diler, “Buradaki çalışmamızın asıl amacı, Karya’daki bu kentlerin yapılanma süreçlerini anlamak. Yabancı meslektaşlarımızın önemli bir kısmı Sedir’in Helenistik dönemde kurulmuş bir Yunan kenti olduğunu düşünmektedir. Ancak buradaki çalışmalarımız bunun yanlış olduğunu gösterdi. Aksine, Sedir’in mimarisi, yapısı ve nekropol (mezarlık) içindeki mezarları, Orata adasında Hristiyanlık dönemindeki vaftiz törenlerine dayalı olarak Hitit dönemine dayanmaktadır.”
Sedir Adası’nın özellikle 5. yüzyıldan itibaren hem yazılı kaynaklarda hem de arkeolojik buluntularda yerleşim yeri olarak gösterildiğini belirten Diler, “Buradaki ilk yerleşim izleri MÖ 6. yüzyıla yani bizim zamanımızdan 2 bin 600’e kadar gidiyor. hatta 2.700. Yerleşim, tepenin doğusunda surlarla çevrili alandaydı. Surlarla çevrili alanda bir kutsal alan bulunmaktadır. Uzun süredir burada çalışmalar yürütüyoruz. Bunun yanında geç dönem Agora vardır. Karia’nın en büyük bazilikalarından biri var. Orada da çalışacağız.”
Sedir Adası’nın daha çok altın sarısı incecik kumu ve plajıyla tanındığını belirten Diler, “Bu yılki programımızda surların, tiyatronun ve sahildeki ören yerlerinin görülmesi için büyük çaba harcıyoruz. Buradaki kalıntılar denizden görülebildiği gibi, adadaki ziyaretçi güzergahındaki tüm yapılar kazı ve temizlik sonrası görülebiliyor. Bu kalıntılar, bu yerin kültürel karakterini ve kimliğini vurgulamaktadır. O zaman burası da antik kent olarak tanınacak.”